07 08 2014

Seçim Ahlâksızlığı ve Recep Tayyip Erdoğan

Türkiye işgal altında. Öyle bir işgal ki bubombalayan jetler değil gazete manşetleri, haber bültenleri. Reklamlardan dolayı yerle bir olmuş durumda zihnimiz. Düşüncelerimize saldıranlar paralı kalemşorler. Dört bir yanımızı sarmışlar, yoğun bir enformasyon bombardımanına tutuyorlar bizi.  Milletimizin yarısını kaybetmişiz, ülkenin bütün kaynakları ise onların eline geçmiş. Komutanlarının boyu kadar eli, kolu da uzun. Karışmadığı ihale, müdahale etmediği kurum yapısı kalmadığı gibi televizyon programlarında geçen altyazıya dahi müdahale eder durumda.  Dar gelirlinin tek eğlencesi olan televizyon ekranında hergün onlarca kurgulanmış haber ve reklama maruz kalınması sonucu düşünemeyen, değerlendiremeyen, muhakeme yeteneğinden uzak bir toplum haline geldik.  Sürekli dönen reklamlarda “IMF gitti, borç bitti” sözleri tekrarlanarak halkta ‘Türkiye’nin dış borcu sıfırlandı’ gibi bir algı oluşturulmakta, son 10 senedir çok yüksek faizli iç ve dış borçlarımız konusunda kamuoyuna eksik bilgilendirilme yapılmaktadır. “Sanayi savunmamız güçlendi, Türkiye artık kendi silahlarını üretir hale geldi” denilse de askeri birliğimizin içinden bayrağımız gönderden indirildikten sonra silah teknolojisinde dünya devi olalım hiçbir işimize yaramaz! ASELSAN’daki mühendislerimizin ölümü intihar mı yoksa cinayet mi diye yıllardır aydınlatılamıyorsa eğer milli savunma güçleniyor demek sadece halkın gözünü boyamaktır! 12 sene önce neredeyse bitme noktasına gelen PKK bugün Türkiye’yi tehdit eder Bduruma gelmişse bunun adı “Barış Süreci” değil, devir teslim törenidir. “Bir senedir Bşehit haberi gelmiyor”... Devamı

07 08 2014

Ramazanlı Siyaset ve Çözüm Süreci

Seçim çalışmalarının Ramazan ayına denk gelmesiyle din tüccarına gün doğdu. Hemen her akşam bir iftar sofrasında, dini duy­gu­la­rın en yük­sek dü­zey­de ol­du­ğu sırada kürsüye çıkıp başlıyor anlatmaya… Yaptığı duble yolları, adalet saraylarını, hastaneleri, kavşakları, binaları… Hepsi geri dönüşü olmayan yatırımlar. Yasadışı dinlemelerden, askere kurulan kumpasa kadar ne kadar tepki çeken, olumsuz olay varsa da sallıyor kendi yarattığı paralel düşmanına.   Uzun adam gak dese başlıyor yandaş kanallar canlı yayına, guk dese yazıyor kalemşorleri sayfalarca. Bir bakıyorsunuz Müslüman İşadamları Derneği’nin iftarında bir bakıyorsunuz Anadolu Aslanları İşadamları’nın iftarında. Sonrada o zengin iftar sofralarından kalkıp, meydanlarda  garip gureba edebiyatı yapmaktan geri kalmıyor. Yakında elinde tabldotla iftar çadırlarında da görmeye başlarız kendisini.   İftar sofrasının bir adabı, saygınlığı vardır. Öyle şatafatlı, gösterişli olmaz. Nezaket içinde bir ibadeti yerine getirmenin huzuru olur. Gel gör ki bunların iktidara geldiklerinden bu yana iftar sofraları şov malzemesi oldu.Daha birkaç gün önce Şanlıurfa Belediye Başkanı cami mahyasına kendi adını yazdırmadı mı?   Çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu olunca tabi ki birileri çık “ben daha dindarım, en dindar benim” diye kıyaslamaların yapılacağı bir Ramazan geçireceğiz.   Çözüm Süreci ve Barış   TBMM Genel kurulu'nda bu hafta “Çözüm Süreci Paketi”nin görüşülmesine başlanılacak. İftar sofraları gibiçözüm süreci paketi de Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi dağıtılan rüşvetlerden birisi olacak. AKP, HDP ve b&u... Devamı

07 08 2014

Başbakan’ın IŞİD’medikleri ve Türkmenler

Neymiş efendim ‘Dünya Lideri’ymiş, tabanının dünya lideri!   Bir dünya lideri düşünün ki, seçmeni hacrinde kimse sözüne itibar etmesin, ABD Başkanı beyzbol sopasıyla ayar versin, yabancı basın dalga geçsin.   Yeniden Osmanlı’yı kuracaktı, Ortadoğu’nun lideri olacaktı, inandı! Belediyecilik gibi sandı devlet yönetmeyi. Taşeron firmalarla temizledi İstanbul sokaklarını yine taşeron katillerle kan gölüne çevirdi bütün coğrafyayı.   Suriye üzerinden Ortadoğu’ya hâkim olmak isterken çamura battı. Arap Baharının rüzgârına kapılıp Esad’ı reforma ikna etmek yerine, silahlı grupları desteklemeyi tercih etti. Suriye’deki sivil muhalefeti militarize etti. Yetmedi Hatay ve Kilis üzerinden binlerce katili Türkiye’ye getirtip hastanelerde tedavi etti, askeri eğitim verdi, ceplerine harçlık koymayı da ihmal etmedi. Yetmedi tırlar dolusu lojistik destek gönderdi. Adana’da yakalatınca da “Türkmenlere yardım ettiğini” söyledi. Oysaki Türkmenler aylar öncesinden söylemişti zaten“Bize TIR falan gelmedi” diye. Sonuç: Musul ve Telafer düştü, Kerkük can çekişiyor!   Türkmen sessiz, Türkmeneli çaresiz… “Vatanımızı terk etmeyiz” diyorlar, somut bir yardım bekliyorlar. Dünya liderinden beklediğimiz sözleri “yavru muhalefet” diye küçümsediği MHP’den geliyor, “Gerekirse silah seçeneği de dahil edilmeli” diye. Muhalefetin farkında olduğu tehlikeyi Dünya lideri göremiyor…Kerkük düşerse Ankara düşer!   Dünya lideri ama stratejisi yok. 2006’da koymuşlar önüne bir “Büyük Ortadoğu” harit... Devamı

11 06 2014

Bir Bayrak Saygı Bekliyor!

Teröristler, tel örgüleri aşıp Diyarbakır'da bulunan 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığının içine girip gönderde bulunan bayrağımızı indirebiliyor. Bununla da yetinmiyor, yere atıp çiğniyor, yırtıyor, yakıyor! Türkiye'de ustalık dönemi böyle yürütülüyor. Artık güvenliği Türk Silahlı Kuvvetleri değil, sadece silahlı kuvvetler sağlıyor! Çünkü meydanı boş buldular. Mecazi anlamda söylemiyorum, meydanı boş buldular at koşturuyorlar. Asker kışlada, göreve çıkmıyor. Polis desen sadece iktidara yönelik eylemlerde kahramanlık sergiliyor! Teröristler de şehirlerde cirit atıyor, yol kesip kimlik soruyor, kafası bozulursa da gönderden bayrak indiriyor!   Peki, Bayrağımızı gönderden indirilirken, dünyada emsali görülmemiş kahramanlıklara imza atan Türk Ordusu ne yapıyor? Olaydan bir gün sonra açıklama yapma gereği hissederek yaşanılanları nefretle kınayıp, olayın takipçisi olacağını söylüyor. Yıllardır bu ülkede komünistler de Ülkücüler için "kahrolsun faşistler" der ama ben daha kahrolan bir Ülkücü görmedim! Demek ki bu işler kınamakla olmuyor! Hele işin takipçisi olmak TSK'nın değil, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, milletin işidir. TSK olaya müdahale eder. Bayrağı gönderden indiren babası olsa gözünün yaşına bakmaz, vurur indirir aşağıya. Kazık kadar adama "Çocuk" diye hassasiyet göstermez. Oldu olacak nefretle kınamak yerine, teessüf etmekle yetinseydi!   İktidarımız da bayrak konusunda çok hassas, o kadar ki İmralı'daki bebek katili Apo bile Gül ve Erdoğan'dan önce saldırı hakkında adaya gönderilen heyet aracılığıyla açıklama yapıyor. Başbakan Erdoğan söyleyece... Devamı

21 05 2014

Adalet Nerde SOrMA!

İnsan hayatından başka her şey çok pahalı bu ülkede. Hayatlarımız sadece birer rakamdan ibaret sayılıyor karşılaştığımız felaketlerde. Ve rakamların büyüklüğüne göre seferber edilmekte devletin bütün imkânları. Sanırsın ki devletin bütün imkanları sadece ölenlere… Öncesinde “Nerde bu devlet?” diye sorsanız, en hafifi yerde tekmelenmeyle kurtarabilirsiniz canınızı! 301 madenci, 301 baba, 301 eş, 301 oğul, 301 umut yitip gitti Soma maden ocağında. İşletmenin ihmali yok, iktidarın sorumluluğu yok; utanmasalar toplu intihar diyecekler! Ne giden geri geliyor, ne gidenin yeri doldurulabiliyor. Bir tek ‘Adalet’ pansuman oluyor kanayan yaraya. O da YOK! "Bu işin fıtratında var" diyor Başbakan, doğru. Yandaş işadamı, komisyon, rüşvet, hazine güvencesi, vakfa bağış... Çark böyle işliyor. Sonuç; günler sonra ortaya çıkan savcılar çalışanları tutuklatırken, maden sahibini serbest bırakmak için hukuk üstü bir güç sarf ediyor! Vicdanlara sormak gerekir, Reza Zarraf gibi bir hayırsevere(!) yapılan haksızlık sonrası 20 bin memur görev yerlerinden sürülürken, Soma faciasında bir kişinin bile görevden alınmaması herkesin işini hakkıyla yaptığını mı gösterir diye? Avrupa'nın en büyük adalet saraylarını dikmekle övünen AKP döneminde, yerlerde sürüklenen avukatlar "Adalet Mülkün Temelidir." sözünün temelden çöktüğünün en acı göstergesiydi aslında. "Somali'yi bırak Soma'ya bak" eleştirisini bile anlamayan Başbakan’ın açıklamalarını dinleyince Bilal Erdoğan'ın zekâsını kimden aldığını ortaya çıkarıyor. Somali'ye ulaşacak güçte büyük bir ülke olmak neyi gerekti... Devamı